Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
barındırılabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barındırılabilmek işi


barındırılabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Barındırılma ihtimali veya imkânı bulunmak


barındırılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barındırılmak işi


barındırılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Barındırma işine konu olmak


barındırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barındırmak işi


barındırmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Barınmasını sağlamak

Örnek:

1. Gölgesinde bir semti barındıran gürbüz bir çınarın yıldırımla vurulmasına bile güç dayanılır.

1. Gölgesinde bir semti barındıran gürbüz bir çınarın yıldırımla vurulmasına bile güç dayanılır.


barınılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barınılmak işi


barınılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Barınma işi yapılmak

Örnek:

1. Barınılmaz hâle gelen bazı odalar battal edilmiş, yıkılma tehlikesi gösteren tahtaboşların kapısına kalaslar çivilenmişti.

1. Barınılmaz hâle gelen bazı odalar battal edilmiş, yıkılma tehlikesi gösteren tahtaboşların kapısına kalaslar çivilenmişti.


barınış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barınma işi


barınma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barınmak işi

Örnek:

1. Fırtınalı havalarda gemilerin barınmasına pek elverişlidir.

1. Fırtınalı havalarda gemilerin barınmasına pek elverişlidir.


barınmak
Anlamı:

1. Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak

2. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak

Örnek:

1. İnsan barınacak yerler yaptı, yiyeceğini pişirerek yemeye başladı.

1. İnsan barınacak yerler yaptı, yiyeceğini pişirerek yemeye başladı.

3. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek

4. nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak

Örnek:

1. Girip çıktığı mesleklerin hiçbirinde üç dört, hadi bilemediniz, altı aydan fazla barınamadı.

1. Girip çıktığı mesleklerin hiçbirinde üç dört, hadi bilemediniz, altı aydan fazla barınamadı.


Telaffuz : -de

barış

İlgili Kelimeler:

barışsever, iç barış, çalışma barışı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barışma işi

Örnek:

1. Biz baba kız biliyorduk ki bu gibi kaçışlar, bir barışla biter.

1. Biz baba kız biliyorduk ki bu gibi kaçışlar, bir barışla biter.

2. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar

Örnek:

1. Atatürk'ün insan haklarına ve dünya barışına ne kadar saygılı bir lider olduğunu ifade etti.

1. Atatürk'ün insan haklarına ve dünya barışına ne kadar saygılı bir lider olduğunu ifade etti.

3. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç

Örnek:

1. Barış içinde yaşamak.

1. Barış içinde yaşamak.

4. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam


barış görüş olmak
Anlamı:

1. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , her türlü dargınlığı unutarak barışmak


barış yapmak
Anlamı:

1. barış antlaşmasını imzalamak


barışabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barışabilmek işi


barışabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Barışma ihtimali veya imkânı bulunmak

Örnek:

1. Hiçbirini sevmedim, yalnız Enderuni Vasıf Divanı ile barışabildim.

1. Hiçbirini sevmedim, yalnız Enderuni Vasıf Divanı ile barışabildim.


barışçı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Barışsever

2. Barışı amaçlayan, barışı öngören

Örnek:

1. Denenmesi gereken barışçı bir girişimdir.

1. Denenmesi gereken barışçı bir girişimdir.


barışçıl
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Barışsever


barışçılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barışseverlik


barışçıllık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barışseverlik


barisfer
Anlamı:

1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Ağır küre


Lisan : Fransızca barysphère

barışık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan


barışık olmak
Anlamı:

1. sevecen ve hoşgörülü davranmak

Örnek:

1. Ölümle barışık olmak güzel ve anlamlı bir durumdu.

1. Ölümle barışık olmak güzel ve anlamlı bir durumdu.


barışıklık

İlgili Kelimeler:

yıldız barışıklığı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barışık olma durumu


barışma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barışmak durumu, uzlaşma, anlaşma

Örnek:

1. Araya adam koyup barışmanın yollarını aramaya başladı.

1. Araya adam koyup barışmanın yollarını aramaya başladı.